Video of the Week / Haftanın Videosu

Adsız

Please scroll down for the English version

 

Yine yeni yeniden uzun bir ara sonrası suçluluk duygusu içinde koşup geldiğim, Jamiraquai albümü eleştirisini, Chris Cornell’in aramızdan ayrılışına dair bir veda yazısını atlamanın eksikliğini utana sıkına bir kenara bıraktığım blogumla barışmak için haftanın videosu köşesi bir barışma şansı olabilir miydi acaba? Eh ne demiş Mabel Matiz: “Unutulmaktı ecel”. Hadi sen de mazur gör sevgili okur, henüz dinlemediysen haftanın videosu; son derece derin, anlamlı sözleri, elektronik-dansa kayan altyapısıyla  söz ve müziği Mabel Matiz’e ait, hüzünlü sözlerine oldukça enerjik altyapısı fazla tezat kaçmasın dercesine biraz arabeske göz kırpan aranjesi ise Sabi Saltiel imzalı, dinlemesi keyifli bir şarkı. Sözlerine ayrıca bayıldım, bir alıntı daha yapayım:

iki yâr bir uçurumda
kavuşmaya kol yeter mi?

Video ise son dönem Türk pop müzik dünyasının en yaratıcı işlerinden biri olmuş. Videoyu Anıl Can ile birlikte Mabel Matiz yönetmiş,  görüntü yönetmenliğini ise Eren Yıldız yapmış. Mabel’in stil danışmanlığını ve videonun sanat yönetmenliğini de yönetmen Anıl Can üstlenmiş. Kostümler, Emre Erdemoğlu, Hakan Akkaya ve bu videoda oldukça emeği olduğunu anladığımız Anıl Can tarafından tasarlanmış.

Lafı daha fazla uzatmadan biraz aşağıda yer alan; Mabel’in dans yeteneğiyle tanıştığımız, sanat yönetmenini ayrı, makyaj ve kostümlerini ayrıca takdir ettiğim haftanın videosunu sizlere takdim ediyorum: Ya Bu İşler Ne? 

——–

Again, it has been a long time since I written my last blog post. I couldn’t have written a Jamiraquai album review and a farewell post to Chris Cornell on time. Anyway, here is a fresh start with video of the week; latest single of Turkish pop singer Mabel Matiz. Enjoy!

 

In “Wonderland” with Take That

Take-That-Wonderland-2017-2480x2480

(Türkçe versiyon aşağıda sevgili okur)

It’s hard to believe that its been 24 years that most of us came across (and probably amazed) with the Brit boyband for the first time with their “Pray” video. Although all the group members were present in the reunion album “Progress”, the fastest-selling album of the 21st century, this time Garry, Mark and Howard perform as a trio.

Wonderland, eight studio album of the band and second of the trio, is released on 24th March 2017. The new album has a quite experimental sound, synths and melodies of some of the songs echo back to 80s pop era hits of bands like Erasure. The album starts with instrumental intro of the first track Wonderland. The band sings “Music makes me feel good” in the song and we can definitely realize they have this feeling and enjoy making music again through the whole album. Wonderland moves on with one of the most standing out tracks, Giants – which is also the first released track of the album.  Giants for Wonderland is what The Flood for the Progress album is; an anthemic song that would capture the fans around the arenas. When talking about the concerts, the tickets of the UK tour is about to be sold out. When comparing Giants with The Flood, I must say that not only because of I miss to see Robbie and Jason with the rest of the band but also the video is a bit of average. During the video, we see the trio with floral shirts with matching backgrounds in a dark ambience. This time we see Mark dancing more than Howard, which is something we are not so familiar with since Jason and Howard served as dancers in the first years of the band.

The album continues with New Day, a melodic song which resemble of The Beatles songs. Lucky Stars criticized as “Daft Punk inspired” but I think it feels more like 80s funk pop. Along with this track, Superstar and River are performed by Mark Owen as the lead vocal and these have been my favorite tracks of the album, I think Owen is a huge factor on my choice. What these three songs have in common is their melodies and synths which quite brings us back to 80s pop era. Another melodic song I really enjoyed with these three is Every Revolution, this time having Howard as the leading vocal. It feels like along with the sound of the band, Howard’s vocal skills has also progressed. I’m pretty sure that these songs would turn to great performances during the tour, however fans will probably miss Jason as a great dancer. When talking about missing the other members, I especially missed Robbie and his great, dramatic vocals during the ballad Hope. Don’t Give Up On Me serves the unity of the melodic, funky sound of these tracks. For the rest of the songs such as And The Band Plays, The Last Poet, Up and Come on Love, I felt like these were not so necessary for the album. It’s All For You is a bit different than the rest of the album’s experimental sound sticking to the bands former classic style. The closing track Cry is definitely a signature of this album’s sound, beams up to the 80s discos and reminds a bit of the Beegees.

Overall, I quite enjoyed going to Wonderland with Take That. Despite some of the negative critics saying that the trio didn’t need to make this album, I felt like its good that they made this one with experimenting and enjoying the music.

Welcome back guys!

2E0980C500000578-3300803-image-a-24_1446509314504


İnanamıyorum doğrusu, yaşlandığımızın bir kanıtı daha…tam 24 yıl olmuş Take That’deki yakışıklı abileri Pray videosu ile ağzı açık ayran budalası şeklinde bakakalarak keşfedeli. Grup her ne kadar “Progress” albümü ile tüm üyeleri mevcut vaziyette yeniden birleşse de bu birleşme de çok uzun sürmedi ve 21. yy’ın en hızlı satan albümüne imza atmalarına rağmen bu sefer Jason ile Robbie grupla yola devam etmedi ve karşımıza Gary, Mark ve Howard üçlüsü olarak çıktılar.

Grubun 8., üçlünün 2. albümü olma niteliği taşıyan Wonderland, 24 Mart 2017’de yayımlandı. Albüme dair en göze çarpan özellik, melodik yapısı ve sythleri ile 80ler dönemini, Erasure gibi grupların soundunu anımsatması oldu. Albüm, Wonderland’in enstrümantal bir girişiyle başlıyor. Şarkıda müziğin kendilerini ne kadar iyi hissettirdiğinden bahseden grup üyelerinin bu hissine albüm boyunca ortak oluyoruz. Şarkıyı, albümün yayımlanan ilk hiti olan Giants takip ediyor. Giants’ın bu albüm için anlam ve önemini The Flood’un Progress albümündeki yerine benzetip bir kıyaslamaya girersek maalesef Giants videodan sınıfta kalıyor. Oldukça vasat bir videoya sahip şarkıda, üçlüyü karanlık bir atmosferde, gömlekleriyle aynı desendeki arka planlar önünde görüyoruz. Ancak Jason ve Howard’ın grubun ilk yıllarında sadece dansçı olarak yer almalarından dolayı alışık olmadığımız şekilde bu sefer Howard’dan daha çok dans eden bir Mark görüyoruz.

Albüm The Beatles şarkılarını andıran New Day ile devam ediyor. Lucky Stars ise “Daft Punk’dan fazlaca ilham almakla” eleştirilmesine rağmen ben bu şarkıyı, Mark tarafından icra edilen diğer şarkılar olan Superstar ve River ile birlikte melodik, funk sounduyla bizi 80lere götürmesi hem de Mark’ın vokali nedeniyle, bu albümde en sevdiğim şarkılar arasında sayabilirim. Bir diğer melodik şarkı olan ve albümün bütünlüğüne uyan Every Revolution ise Howard Donald’ın vokal yeteneğinin, grubun sounduyla birlikte geliştiğinin kanıtı niteliğinde. Tüm bu şarkıların tur boyunca aynı zamanda iyi birer sahne performansına dönüşeceğine dair inancım tam. Ancak tabii grubun fanlarının Jason’ın danslarını özleyeceğini de düşünüyorum. Özlemekten bahsetmişken, grubun en önemli üyelerinden Robbie’nin vokallerinin bu albümdeki eksikliğini, en çok Hope isimli balladı dinlerken hissettim. Diğer şarkılar And The Band Plays, The Last Poet, Up ve Come on Love’ın bu albümde olması çok da gerekli değilmiş bence. It’s All For You ise Gary’nin vokaliyle grubun klasik soundunun örneklerinden biri olarak albümün geri kalanındaki deneysellikten uzak kalmış. Kapanış şarkısı Cry ise kesinlikle bu albümün soundunun imzası niteliğinde, funky, melodik bir tarzda bizi 80lerin diskolarına ışınlıyor ve biraz da Beegees’i hatırlatıyor.

Genel olarak, Take That ile Wonderland’e olan seyahatimden oldukça memnun kaldığımı söyleyebilirim. Grubun bu albümü yapmasa da olacağına dair negatif eleştirilere rağmen bence iyi ki bu albümü yapmışlar. Deneysellikten ve müziklerinden zevk aldıkları ortada.

İyi geri döndünüz, hoşgeldiniz beyler!

Video of the Week: Reminder

starboy-08faca74-27d0-4e71-b9c0-d0936d3370fc

The “Starboy” is celebrating his 27th birtday with new video Reminder from the new album which is no. # 2 on the Billboard Hot 100 list. Although the success of the album, according to some of the reviews it is perceived with “lack of authenticity”.

The new video features appearances by Drake, Travis Scott, A$AP Rocky, YG and French Montana. We see him singing while the Rocky drives and the car’s doors opened up – at least some taste in showing luxury items. The sound is not so innovative but at least the lyrics are pretty entertaining:

I just won a new award for a kids show
Talking ’bout a face numbing off a bag of blow
I’m like, goddamn, bitch, I am not a Teen Choice

 

Please scroll down for the the new video.


 

Starboyumuz 27. yaş gününü reminder’a çektiği video ile kutlamış. drake, travis scott, a$ap rocky, yg ve french montana isimli birbirinden ünlü rapper arkadaşlarıyla kamera karşısına geçtiği bu yeni videoda, üstü açık araba kullanmak yerine içinde bulunduğu spor arabanın kapılarının yukarı açılmasından faydalanılmasını doğrusu oldukça yaratıcı oldum. Bilboard listesinde 2 numaraya tırmanan albüm için yapılan eleştirilerse aynı derecede yaratıcı bulunmuyor ne yazık ki, özgünlük eksikliği vurgulanmış çoğu yerde. Reminder’da sound olarak bir yenilik vaat etmiyor ancak Teen Choice Ödülü kazanmasına duyduğu kızgınlığı anlatan sözleri oldukça eğlenceli olmuş.

 

 

Grammys 2017: Shout out to Equality and Diversity

adele-beyonce-grammys-028b3036-2143-4747-94d6-b84ebc2b2ed6

Photo credit: Kevin Winter/Getty Images for NARAS; Christopher Polk/Getty Images for NARAS
(TÜRKÇE VERSİYON AŞAĞIDA SEVGİLİ OKUR)

 

59th Grammy Awards was held on February 12, 2017 in Los Angeles. Sure it was a night full of extraordinary performances but also vibrant with emotional speeches standing for human rights and environmental concerns.

Since I’m pretty sure that the music lovers went on through those epic live performances many times, I’d like to write about some of my favourite speeches of winners and presenters of the night.

First I’d like to give the floor to one of the most emotional moments of the night. Adele, who won five awards that night, calling Beyoncé as her lifetime artist and saying that she can’t accept the award because of the fact that Queen Bey deserves it. A moment that led both of the artists and also many of the people watching the show burst into tears, a perfect example of sisterhood and powerful women supporting each other.

The way you make me and my friends feel, the way you make my black friends feel, is empowering. You make them stand up for themselves. I love you. I always have and I always will. – Adele

 

Queen Bey, not only a star but also an activist on civil rights for many years, took her turn to use her moment on stage when she won the Best urban contemporary album award to draw attention to race equality.

It’s important to me to show images to my children that reflect their beauty so that they can grow up in a world where they look in the mirror – first to their own families, as well as the news, the Super Bowl, the Olympics and the Grammys – and have no doubt that they are beautiful, intelligent and capable. This is something I want for every child of every race. – Beyoncé

 

Another touching moment was when actress Laverne Cox used her moment before introducing the spectacular performance of Lady Gaga and Metallica and urged people to google Gavin Grimm, the Virginian transgender teen whose school ordered him to use a toilet that correspond with his “biological gender”.

When talking about spectacular live performances, another one was of A Tribe Called Quest,alongside Anderson.Paak and Busta Rhymes, performing the song “Can I Kick It?”. Busta Rhymes took attention to  “unsuccessful attempt at a Muslim ban” while Q-Tip ended the performance calling to:

RESIST

 

Daughter of the legend Michael Jackson, Paris Jackson has just proved she is like her father, an environmental activist when she was on stage to introduce The Weeknd and Daft Punk’s performance. She raised her voice to ask for more support to protest the Dakota Access Pipeline which is a project controversial to its potential impact on the environment and have been protested by a number of Native Americans.

We could really use this kind of excitement at a pipeline protest guys! #NoDAPL. – Paris Jackson

 

My last two favorite speeches of the night are about the potential power of independent unknown artists.

Twenty One Pilots duo went on stage pantless to accept their award and singer Tyler Joseph explained that, before they were famous, they found themselves watching the Grammys in their underwear. His bandmate Josh Dun said to him if they ever receive a Grammy, they should receive it just like this. Then Tyler made an inspirational speech for all the artists:

I want everyone at home whose watching to know that you can be next. So watch out, OK, because anyone from anywhere can do anything. – Tyler Joseph

 

Chance The Rapper, who refused to sign a record deal, spoke out about being an independent artist:

I know people think independence means you do it by yourself, but independence means freedom. – Chance The Rapper

 

Last night there were many winners, mainly Adele with five awards (for Best album, song, record, pop vocal album and pop solo performance) and the legend David Bowie gone for five as well (for Best Rock Performance, Best Alternative Album, Best Engineered Album, Non-Classical). This time the Grammy Music Awards was not only about these super talented artists but also about the ones raised their voice to stand for the rights of other human beings and living creatures. This is what arts and what music is for.

Music is love.


 

59 uncu Grammy Müzik Ödülleri 13 Şubat 2017’de Los Angeles’ta sahiplerini buldu sevgili okur. Muhtemelen izlemişsindir. Gece yine birbirinden yetenekli müzisyenlerin olağanüstü canlı performanslarına sahne oldu. Aynı zamanda sunucu ve müzisyenlerin duygu yüklü, insan hakları ve çevrenin korunmasına dikkat çeken şahane konuşmalarını dinledik.

Canlı performanslar yine bir hayli konuşulduğu ve sosyal medya mecralarında videoları yeterince paylaşıldığı/izlendiği için ben bu anlamlı konuşmalardan bahsetmek istiyorum size biraz.

Öncelikle gecede Adele’in yılın albümü ödülünü kabul etmeyip ödülün Beyoncé’nin hakkı olduğunu ifade ettiği konuşmasından bahsetmek istiyorum biraz. İki sanatçıyla birlikte izleyenlerin bir kısmının da gözyaşlarına hakim olamamasına sebep olan konuşmada Adele, kraliçe Bey’e hayranlığını ilan ederken, kendisini, arkadaşları ve siyah arkadaşlarının kendilerini güçlü hissetmelerini sağladığı için teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Böylelikle  birbirini aşağı çekmeye çalışan rakipler yerine birbirlerini takdir edebilen güçlü kadınlar örneği görmüş olduk.

Siyah hakları demişken, yıllardır bu konudaki aktivistliğiyle tanıdığımız Beyoncé de, gecede ödül alırken şahane bir konuşma yaparak hangi ırktan olursa olsun çocukların ileride bir gün haberlerde, Grammylerde, Olimpiyatlarda yer alabileceklerini bilmelerini istediğini anlattı.

Gecenin en muhteşem anlarından biri olan Metallica – Lady Gaga performansını anons etmek üzere sahneye gelen oyuncu Lavern Cox ise bu fırsatı, okulda sadece biyolojik cinsiyetine uygun tuvaleti kullanmasına izin verildiği için konuyu mahkemeye taşıyan trans öğrenci Gavin Grimm’e destek vermekte kullandı.

Yine bir diğer muhteşem performans sahibi A Tribe Called Quest’e eşlik eden Busta Rhymes, Amerikan Başkanı’nın başarısız olan Müslüman yasağına sert eleştiriler getirdi. Performansı sonlandırırken Q Tip ise “Diren” diye seslenmeyi ihmat etmedi.

Daft Punk ikilisiyle The Weeknd’in performansını sunmak üzere sahneye gelen Paris Jackson, babası Michael Jackson’ın izinden giderek çevre koruma konusundaki duyarlılığını gösterdi ve Amerikan yerlilerince çevreye olumsuz etkileri nedeniyle protesto edilen Dakota boru hattı projesini protesto etti.

Evet, geceye dair benim için son iki anlamlı konuşma ise bağımsız, henüz adı duyulmamış müzisyenlere yönelik destek veren sözler.

İlki ödül almaya pantalonsuz çıkan Twenty One Pilots ikilisine ait. Sahneye bu şekilde çıkmalarının nedenini ünlü olmadan evde Grammyleri bu şekilde izlemeleri olarak anlatan ikili, kendilerini izlemekte olanların sıradaki başarılı müzisyenler olabileceğini ve her yerden herkesin her şeyi başarabileceğine olan inançlarını anlattı bizlere.

Gecenin bir başka kazananı Chance The Rapper ise plak firmalarıyla anlaşma imzalamayan bir müzisyen olarak, bağımsızlığın özgürlük olduğunu söyledi.

Sonuç itibariyle 59 Grammyler beşer ödülle başta Adele ve David Bowie efsanesi olmak üzere kazananların açıklanmasıyla son buldu. Ancak geceden akılda kalan sadece bu aşırı yetenekli sanatçılar değil, başkalarının hakları için sesini duyurmayı tercih edenler oldu. Zaten sanat bunun için var ve müzik de bunun için var.

Müzik sevgidir.

 

Video of the week / Haftanın videosu

 

sia-the-greatest-990x557

Sia has released a new video on the 5th of September, this time Maddie Ziegler is starred with a black wig instead of the usual white one. The duo is paired up for the 4th time after the great success of Chandelier, Elastic Heart and Big Girls Cry. Personally, I didn’t like the song as the first three. Sia’s vocals are not so strong and the lyrics are not as much emotional and personal as the others. Instead this one is more like a motivational cardio song which is also fine for me in that way. What I liked more about this song is the video actually. In honour of 49 lives lost during the shooting at LGBT night club Pulse in Orlando, 49 dancers accompany Maddie who paints her face in rainbow colors in the beginning of the video. While they dance lively during the video, in the end we see them falling down and then the bullet pierced wall behind them.

#WeAreYourChildren


Sia, Maddie Ziegler’ın  bu defa beyaz yerine siyah bir perukla birlikte yer aldığı yeni videosunu Eylül’ün 5’inde  yayınladı. İkili, Chandelier, Elastic Heart ve Big Girls Cry’ın ardından 4. kez bir araya geldi. İlk üç şarkıyı oldukça sevmekle birlikte sonuncusu hakkında aynı hislere sahip değilim doğrusu. Sia’nın güçlü vokali ve duygusal sözleri yerine motive edici sözlere sahip bir pop şarkısı duyuyoruz bu sefer. Tabii cardio sırasında dinlenebilirliği açısından olumlu. Şarkıya ilişkin en çok sevdiğim yanı ise videosu oldu. Orlando’daki Pulse isimli LGBT gece kulübünde gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden 49 kişinin anısına, Maddie’ye videoda 49 dansçı eşlik ediyor. Maddie’yi klibin başında yüzüne gökkuşağı renkleri boyarken görüyoruz, sonlara doğru ise dansçılar birer birer yere düşerken gerilerinde ekranda kurşun deliklerinden ışıkların sızdığı duvar kalıyor.

#WeAreYourChildren

 

Bir Deli Aşkperest

c374791276bd4efdce46aa3e0598ab2b

Şarkıdır aşkın ilahi aşk makamından

Onu öyle tanıdık; ilahi aşk makamından aşk şarkıları söyleyen kadın. 1994 yılında delikanlısına; kalbinin duraksız haykırışlarıyla ondan asla ayrılamayacağını beyan ederek girdi hayatımıza Yıldız Tilbe. “Delikanlım” Türk pop müziği açısından son derece verimli bir çağ olan 90lı yılların kuşkusuz en önemli albümlerinden ve albüme adını veren hitlerinden biriydi.

Albüm, 90lı yıllarda akla gelen Levent Yüksel ve Aşkın Nur Yengi gibi diğer popüler isimlerin plak şirketi Tempa Foneks etiketiyle yayımlanmıştı. Plak şirketi ve müzikal geçmişinde Sezen Aksu vokalistliği titrine rağmen Tilbe’nin diğer isimlerden farkı; Aksu’nun desteğiyle yoluna devam etmek yerine yuvadan zorunlu ayrılışıydı. İki ismin arasında husumet yaratan delikanlının kimliğine dair magazin boyutunun ötesinde albüm; şarkı sözlerinin ve vokalinin güzelliğine ek olarak Bülent Özdemir ve Tarık Sezer düzenlemeleriyle, Tilbe’nin müzikal tarihinin en önemli eserlerindendir hiç kuşkusuz. Soundunda enstrüman olarak klavyenin oldukça öne çıktığı albümde, vokalist olarak tanıdık bir isim – Kenan Doğulu göze çarpmaktadır. Çıkış şarkısını, Sana Değer, Çal Oyna ve “Susma çığlık çığlığa” sözleriyle hatırladığım Sevemedim Ayrılığı gibi hitler izler. Şimdilerde alışkanlık haline getirdiği o gereksiz süslemelere henüz sahip olmayan temiz vokali, detone olmayan güçlü sesiyle okuduğu Zülüf dışında tüm şarkı sözleri Tilbe’ye aittir. Sözlere değinmişken, Yıldız Tilbe’nin yer yer oldukça erotik dizeler yazmaktan çekinmeyen Türk pop müziğinin en cesur, en açık sözlü kadın söz yazarlarından olduğunu da eklemek gerekli sanıyorum.

Her gün biraz daha aşkı yitiriyor yüzündeki gökkuşağının ağrılı rengi

Bir yıl sonra, bu defa yine bir Neşet Ertaş türküsü olan Mühür Gözlüm hariç tüm şarkıların sözlerini kendisinin yazdığı “Dillere Destan” albümünü çıkarır. Söz ve vokallerinin güzelliğine rağmen Vazgeçtim, Vuracak, Arzular Arsız gibi şarkılar; albüme adını veren Dillere Destan’ın aksine Ozan Doğulu’nun gereksiz enstrüman ve beat kullanımlarıyla boğduğu düzenlemelerle büyülerinden yitirmişlerdir. Her şarkıda farklı telden çalan düzenlemeler albümün bütünlüğünü de bozmuştur. Kış Güneşi’ne iade-i ziyaret babında, söz ve müziği Tarkan’a ait olan Havalım ise ne şarkıcının tarzına ne de albümün geneline pek yakışmamıştır. Şanssızlıklar albümün müzikal altyapısıyla sınırlı kalmamıştır. Uyuşturucu bulundurmak suçuyla tutuklanırken Delikanlım’ı bağırarak söyleyen Tilbe, devamı gelmek ve giderek dibe vurmak üzere ilk skandalına imza atar.

Aşk düzlükte yaşanıyor, düzlük tek aşkta

1996’ya geldiğimizde Yıldız Tilbe bu defa başyapıtıyla çıkar karşımıza: Aşkperest. Albümün her şarkısı defalarca dinlenebilecek ve üzerinde oldukça konuşulabilecek güzellikte. O yüzden buyurun playliste:

  1. Dayan Yüreğim – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: Murat Yeter)
  2. Yar – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  3. Aşkperest – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Kaveh Bahçeban, Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  4. El Adamı – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe – Suat Suna, Düzenleme: Suat Suna)
  5. Aşk Yok Olmaktır – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  6. İlan-ı Aşk – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  7. Gönül Çalamazsın – (Söz & Müzik: Anonim)
  8. Durma Git – (Söz & Müzik, Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  9. Aldat – (Söz: Yıldız Tilbe / Müzik: Anonim. Düzenleme: Kaveh Bahçeban)
  10. Ya Rabbim – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: Firuz İsmailov)
  11. Tesadüf Değil – (Söz: Yıldız Tilbe / Müzik: Anonim, Düzenleme: Murat Yeter)
  12. Dili Ballım – (Söz & Müzik: Yıldız Tilbe, Düzenleme: İskender Paydaş)
  13. Delikanlım (Remix)(Söz & Müzik, Düzenleme: Yıldız Tilbe)

Sen aşıksın, o kör hevesin kalıcı misafiri

Kendi başyapıtı olmanın yanında Türk pop müziğinin en iyi albümleri arasında yer almayı sonuna kadar hak eden bir albümdür Aşkperest. Düzenlemelerde Murat Yeter, İskender Paydaş gibi önemli müzik insanlarının isimleri, bir önceki albümde yapılan hataya düşülmemesini sağlamıştır. Erdem Sökmen, Tarkan Gözübüyük, Erdinç Şenyaylar, Göksel Baktagir gibi değerli müzisyenler de albümde yer almıştır.

Bir deli aşkperest olduğunu söylediği yıllarda henüz aşkperest yanı deli dolu yanından ağır basmaktadır Yıldız Tilbe’nin. Okan Bayülgen’in programına çıktığında, ilk başta pek kaile alınmazken El Adamı şarkısını söylemesinin ardından programın diğer konukları Hatemi çiftini bile ağzı açık bırakmıştır.

Zira “Saçlarımın boynuna geçti ipek sicim, gömleğinin bir kolunu darağacı belledim” satırlarını yazmak her ozanın harcı değildir. Bana göre bu sözlerle, bu topraklarda yaşayan en iyi kadın ozanlardan biri olduğunu kanıtlamıştır.

hqdefault

Müzikal kariyerinde satış anlamında olmasa da müzikalite açısından zirveye çıkmasıyla, “Zirvede bırakmak” sözünün gerekliliğini ispat edercesine, bu albümden sonra Yıldız Tilbe tamamen değişir. İlk değişim Tempa Foneks plak şirketinden İdobay’a transferiyle gerçekleşir. 98’de çıkardığı Salla Gitsin Dertlerini dışında aynı yıl olan bir başka önemli olay, eski patronu Sezen Aksu’yla bir barda ağız dalaşına girmesi ve onun korumalarından dayak yemesidir. Bu olayları, 2001’de çıkardığı Gülüm albümü izler. Her iki albümle birlikte poptan fantezi-arabeske doğru bir yönelme görürüz müziğinde. Gülüm, Bin Dereden Su Getirsem Arınamazsın şarkısıyla piyasaya göz kırparken satış rakamları 350 bine ulaşmıştır.

Ben düşerken yükseklerden uçurumlara, aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda

2002’de Avrupa Müzik’e transfer olan Tilbe’nin piyasaya hitap eden şarkılarla satış grafiği yükselmeye devam eder ve Haberi Olsun 800 bine ulaşır. Albümde Ummadığın Anda ve Aşk Laftan Anlamaz ki gibi hitler eski şarkılarını hatırlatsa da sound olarak arabeske daha yakın bir yerde durmaktadır. Ertesi yıl çıkardığı Yürü Anca Gidersin 2,5 milyon satışa ulaşırken Selim Çaldıran ve Ozan Doğulu’nun düzenlemelerini yaptığı şarkıların arasında en dikkat çekeni Çabuk Olalım Aşkım olmuş ve şarkı düğün salonlarının o yılki milli marşı haline gelmiştir. Ama Evlisin isimli bir diğer şarkısı, özel hayatına dair dedikodulara yol açarken yıllar sonra yaşadığı aşkın platonikliğinden bahsedecektir. Şarkının vokalleri eski performansına sahip olmasa da oldukça içten ve son dönemlerinde alıştığı gereksiz süslemelerden uzaktır. Bir sonraki sene Yıldız’dan Türküler ile önceki albümlerinden aşina olduğumuz türkü yorumculuğuna döner ve Kral TV Müzik Ödülleri’nde En İyi Kadın Halk Müzik Sanatçısı ödülünü kazanır. Aynı yıl Sevdiğime Hiç Pişman Olmadım isimli 6 şarkılık albümle pop müzik yıllarına göz kırpar. Ataol Behramoğlu ile telif tartışmalarına sebep olan “Değerini Bilmek Gerekir Aşkın” bir kez daha bizlere slow şarkıları da türküler kadar başarılı yorumladığını hatırlatır.

4d6f5c320f294d7791ac8920ca2baa03

2000li yılların sonlarına kadar albümlerindeki şarkılarının neredeyse tamamının sözlerini kendi yazan Yıldız Tilbe, aynı zamanda birçok farklı şarkıcı tarafından seslendirilen 50’nin üzerinde şarkıya söz yazmıştır. Tabii bu cümleyi okurken çoğu insanın aklına ilk olarak gelen, muhtemelen Tarkan’ın artık klasik mertebesine ulaşmış hiti Kış Güneşi’dir. Sonrasında bana göre en başarılı olanı, önce Deniz Seki daha sonra da İbrahim Tatlıses’in yorumladığı Kop Gel Günahlarından’dır. Ancak İbrahim Tatlıses’e verdiği şarkılar içinde en unutulmazı kuşkusuz bol acılı, arabesk ruh haliyle Anam şarkısıdır.

İçimde öyle güzelsin ki, onu kirletmeyeceğim seninle

2005’te Papatya Baharı, 2006’da Tanıdım Seni, 2008’de Güzel, 2009’da Aşk İnsanı Değiştirir, 2010’da Hastayım Sana, 2011’de Oynama, 2013’te Yeniden Eskiler Arabesk, 2014’te Şivesi Sensin Aşkın ve son olarak 2015’te Yıldız Tilbe albümlerini çıkarır. Arabesk albümleri, türün dinleyicileri arasında beğeni toplar. Bu süreçte onu önce İbrahim Tatlıses ile İbo Show’daki kavgası, ardından magazin muhabiri Seyhan Erdağ’a ettiği küfürlere ait videoların viral hale gelmesiyle gündemdedir. Daha sonra Twitter’a merak salan Tilbe, farklı imaj yaratma çabaları ve sosyal medya fenomeni olmaya uğraşan twitleriyle gündeme gelir.

Sonunda eski hayranları açısından ise üzücü bir şekilde imajını yerle bir eden, oynamadan duramayan, müzikalitesi eskiye göre çok daha düşük, bol satış amacı güden şarkılar yapan, eski vokalinin yerinde yeller esen bir ünlüye dönüşür. Dibi gördüğü olaysa hiç kuşkusuz Turkcell’in “Çare Yıldız Tilbe” reklamını yayından çekmesine de yol açan antisemitist açıklamaları olur. Yine de eski dönem dinleyicileri, onu aşk şarkılarının büyüleyici kadın ozanı, içten ve bir o kadar hüzünlü vokali olarak hatırlıyor. Zira dile getirdiği tüm aşk acısının yanında, dinleyicisine her daim umut vermeyi de bilmiştir.

Dayan yüreğim dayan / Dayan yarına inan

Gün gelir acılar ezberlenir / İyileşir zamanla yaran

herkesyil

In-Formation

 

1035x390-beyonce

(Türkçe versiyonu hemen aşağıda sevgili okur)

It’s been more than a year since I started to write this blog, haven’t shared so much since then. I was planning to prepare a post series regarding women singer-songwriters but not to include Beyoncé for sure. I never liked her attitude that I find to much ambitious for a human being, also her pro-feminist lyrics didn’t seem so sincere when she was on the cover of the Time magazine only with her underwear. So why I start to write singer-songwriter series with Beyoncé? Because she was included  Billboard magazine’s list of the Top 20 Hot 100 Songwriters? Nope. It’s obviously because of her new single – Formation (credit to co-writers:  Khalif Brown, Asheton Hogan Michael L. Williams II).

I remember that during her early solo career, Beyoncé was a guest at an MTV show and she was asked how she wants to be remembered in the future. She replied “As a legend”. Years have passed and she started to dominate the pop music industry but somehow a little thing was still missing for that legend title: Political stance. Most of us remember Madonna with excommunication discussions, David Bowie challenging cultural norms on sexual identity with androgynous image and Freddy Mercury coming out. The last but not the least to mention is MJ and what he did for world peace and on environmental protection issues. This is how these super talented people became icons.

Therefore I think Beyoncé realized at some point in her career – probably while trying to become the one and only queen of pop instead Rihanna, Katy Perry and Jlo – she needed that kind of political stance to become the icon or legend. This might be the reason of she turned back with the Formation, not only a pop hit but her masterpiece imho. Each line of the lyrics tell a different story, although sometimes evokes the song “Jenny from the block” while saying she didn’t forget her country although that much of money. The video is another masterpiece, having references to how the black people suffered during Hurricane Katrina, police shootings of black people in US and black LGBT individuals showing us now Bey has a case to stand for. While we see the graffiti “Stop shooting us” at the end, it is also hard not to notice the references to the portrait photos taken in 1915 at New Orleans. Except her Fendi “fur” coat which disappoints me, all the costumes are at its best during the performer’s career.

After the release of the song, Bey performed and stealed the show at Superbowl 50 halfbreak, her dancers formed an X – a reference to Malcolm X – while she payed homage to Michael Jackson with her costume. Although some white Americans denied her of being racist, the critics were generally positive.

Age 35 is an important stage at a person’s life and we see that Bey, who was an ambitious career focused pop star, transforming into a sensitive artist.

Slay queen Bey!

——-

Şöyle bir baktım da, 1 Ocak 2014’te yeni yıl kararları kapsamında müzik blogu yazmaya başlamışım. Ancak çoğu kişinin yeni yıl kararları gibi benim planlarım da biraz yalan olmuş ve fazla istikrarlı olmamış yayın hayatım.

Neyse sevgili okur, bu sefer de 2016 için yeni yıl kararlarım kapsamında karşınızdayım, bu defa daha istikrarlı yazmayı umarak. İlk olarak bir yazı dizisiyle, “Kadın ozanlar” ile başlayayım istedim. Yıldız Tilbe ile Tori Amos arasında gidip gelirken kendimi Beyoncé’de karar kılmış buldum. Buna kendim de oldukça şaşırdım zira bilen bilir, ilk çıktığı yıllardan “Queen bee” olma noktasına erişene kadar ki müzikal serüveninde aşırı hırsı, jakuzilere şampanya döken görgüsüzlüğü, Time’a iç çamaşırıyla kapak olurken feminizm söylemlerinin havada kalması vs. nedenlerle bana hep itici gelmiştir. Peki neden kendisinde karar kıldım? Bilboard dergisi Top 20 şarkıcı- şarkı yazarları listesinde yer almasından mı? Aslına bakarsanız nedeni yeni single’ı Formation (şarkının diğer yazarları: Khalif Brown, Asheton Hogan Michael L. Williams II).

Vakti zamanında Beyoncé, MTV’de çıktığı bir programda ona ileride nasıl anılmak istediğini sorduklarında hiç tereddüt etmeden “Legend” cevabını vermişti. Bense, her ne kadar başarısını arttırırsa arttırsın, içi boş pop hitleriyle bu mertebeye erişemeyeceğini; politik bir duruşa sahip olmadan en fazla dünya çapında bir star olarak hatırlanacağını düşünmüştüm. Zira Madonna çektiği videolarla kilise tarafından aforoz edilme tartışmalarına kadar büyük olaylar yaratırken; David Bowie androjenliğiyle cinsel kimlikleri sorgularken, Freddie Mercury cinsel kimliğini hiç çekinmeden dünyaya duyururken bu insanlar megastar olmanın da ötesinde birer ikona dönüşmüşlerdi. MJ’e gelince zaten dünya barışına yönelik söylemlerinden, zamanının ötesinde çevreci duruşuna yaptıklarını saymakla bitmez. Son dönemlerinde uğradığı iftiraları bir siyah olarak bu kadar öne çıkmasına bağlaması da bana hiç de mantıksız görünmemişti.

İşte Beyoncé de pop hitleri, vokal performansı ve güzelliğiyle ancak Rihanna, Katy Perry, Jlo gibi benzerleri arasında pop kraliçeliğini ilan etmek için çaba gösterirken anlamış olabilir sanıyorum ikonluğun öyle kolay olmadığını. Ve karşımıza Formation gibi bana göre pop müzik için fazlasıyla ağır kaçan bir başyapıtla çıktı. Ara ara “Parama rağmen kim olduğumu unutmadım” temalı Jenny from the block sözlerine sahip olsa da videosundaki şahane göndermeler oldukça politik. Katrina kasırgasında siyahların ne derece madur olduğundan, siyah cinayetlerine kadar göndermeler yapılan videoda LGBT siyahların haklarına kadar birçok konuya değinirken, artık Bey’in de savunduğu, sahip çıktığı bir dava olduğunu görüyoruz. “Stop shooting us” yazılı duvarlardan, 1915’te New Orleans‘ta çekilen portre fotoğraflarına kadar oldukça çok göndermeli video, her satırı ayrı hikaye anlatan şarkıdan geri kalmayan bir derinliğe sahip olmuş. Kostümler ise, beni oldukça hayal kırıklığına uğratan Fendi kürk hariç, şarkıcının videoları içinde bana göre en iyileri.

Şarkının yayımlanmasının ardından Bey, Superbowl 50 arasında sahneye çıktığında da aynı mesajları devam ettirdi. Dansçıların X şeklinde sıralanmasıyla Malcolm X’e, kendisinin ise kostümüyle MJ’e selam çaktığı performansı bir kısım beyaz Amerikalı arasında ırkçılıkla suçlanmasına rağmen oldukça olumlu şekilde ses getirdi.

35 yaş insan hayatında önemli bir yaş, Beyoncé de artık hırslı ve kariyer odaklı genç bir stardan, olgun ve duyarlı bir sanatçıya dönüştüğünü ispatlıyor bence.

Slay queen bey!